Makaleler

Değişik tarihlerde yazmış olduğum ve bazıları yayınlanan makaleler.

İçindekiler
Makale Açıklama Yayınlanan yer Tarih
Dünya Devleti Olmak Makale 17-04-1998’de hazırlanmıştır. 17 Nisan 1998
Geleceğin Kentleri Geleceğin kentleri ile ilgili olarak hazırlanan makaleye bu adresten de ulaşılabilir. Karadeniz Teknik Dergisi Eylül–Ekim 1996

17 Nisan 1998

Dünya Devleti Olmak

Bir ülkenin dünya kültürüne herhangi bir katkısı yoksa, ne askeri gücü, ne zenginlikleri, ne satın alma gücü, ne de stratejik konumu onu bir dünya devleti yapmaya yetmez. Ülkemizin gelecekte varlığını sürdürebilmesi ve bir dünya devleti olabilmesi için yaşanmakta olan değişimlere ayak uydurması, dünyadaki gelişmelere bilimsel ve kültürel katkıda bulunması ile sağlanır.

Türkiye’nin bölgesinde güçlü, dünyada söz sahibi etkin bir ülke haline gelebilmesi için orta ve uzun vadeli hedefler belirlenip gerekli politikalar oluşturularak hemen uygulamaya konulması gerekir. Belirlenecek politikalar sadece askeri ya da ekonomik konularda değil bilim, teknoloji, kültür ve sanat alanlarında da belirlenmelidir. Aksi halde geçici bir güç ve etkinlik sağlanmış olur. Bu tür etkinlikler ise kriz dönemlerinde yıkılıp yerlerini başkalarına bırakmaktadırlar. Tarihte örnekleri görüldüğü gibi sadece askeri ya da siyasi güce dayalı olarak kurulan hakimiyetler kısa zamanda yerlerini başkalarına bırakmışlardır.

Kültür ve Değişim

Kültür, bir insan topluluğunun yüzyıllarca devam eden ortak yaşayışından doğan maddi ve manevi değerlerinin ve davranış tarzlarının bütünüdür.

İnsanoğlunun öğrenmek, yaşamak ve bir eser oluşturmak için gösterdiği gayretlerden meydana gelen kültür toplumsal bir birikimdir. Bu birikim kuşaktan kuşağa öğrenme yoluyla aktarılır.

Dünyada hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Yaşanan değişim ve dönüşüm kültürel değerlerin de dahil olduğu her konuda olmaktadır. Değişen dünya ve çevre şartlarına göre toplumlar hedeflerini gerçekleştirebilmek için kültürel değerlerinde sürekli değişiklik yapmak ve kendilerini yenilemek zorundadırlar. Başka kültürlerle beslenip geliştirilmeyen kültürler bir kabile kültürü olmaktan ileri gidememişlerdir.

Eğer bir kültür geliştirilmez ve tanıtılmazsa sürekli geliştirilen ve tanıtılan başka kültürlerin etkisi altında kalacaktır. Dünya üzerinde hakim kültürler bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelerin de etkisi ile diğer kültürler üzerinde etki yapmaktadırlar.

Kültür değerleri doğmatik olmayıp çağın ihtiyaçlarına göre değişmek zorundadır. Milli benliğimizi korumak için kültürel değerlerimizin yabancı kültürlere karşı muhafaza edilmesi ne kadar hayati bir önem taşıyorsa, kültürel değişim olgusu da o kadar önem taşımaktadır. Bu yüzden temel kültürel değerlerimizden sapmamak kaydı ile günün şartlarına göre kültürümüzü yenilemeli ve dünyadaki değişim ve dönüşümlere uyum sağlamalıyız.

Kültürel değişime etki eden unsurlar hem yerli hem de yabancı kaynaklıdır. Karşılıklı etkileşim altında olan kültürlerden sağlam temele oturan ve hayata yenilikler getiren kültürler diğerlerini etkisi altına alırlar.

Özellikle internetten sunulan veya uydu kanalıyla yapılan yayınlardan kaynaklanan kültürel etkileri kontrol altına almak son derece zordur. Kendi kültürünü dış etkilerden korumak konusunda titiz davranan Fransa, internet aracılığı ile yaşanan kültürel etkiyi sınırlandırmak amacı ile gerekli tedbirleri alma hazırlığındadır. Ülkemizde internet kullanıcılarının sayısı sınırlı olduğundan internet kanalıyla gelebilecek etkiler henüz kamu oyundan tepki almamaktadır.

DPT’nin Kültür ve Bilgi Politikaları

Devlet Planlama Teşkilatı ülkenin ekonomik, sosyal, ve kültürel planlama hizmetlerinin bir bütünlük içerisinde etkin, düzenli ve süratli olarak görülebilmesi için kurulmuştur. Devlet Planlama Teşkilatı bu görevini 1963 yılından beri Beş Yıllık Kalkınma Planları yaparak ve yıllık programlar hazırlayarak yürütmektedir.

DPT hazırlamış olduğu beş yıllık kalkınma planları ve yıllık programlarla ekonomik, sosyal ve kültürel konularda ülkemizin hedeflerini belirlemekte ve hükümetlere danışmanlık görevi yapmaktadır.

Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda “kültür”, insan gücü, istihdam, eğitim ve araştırma bölümleri altında paragraflar halinde yer almıştır.

İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda kitaplar, Eski Eserler ve Müzeler, Eski Türk Sanatı ve Türk folkloru, Sahne sanatları ve Müzik, Filmcilik, Radyo başlıkları altında durum tespiti yapılmış ve izlenecek politikalar ele alınmıştır.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda bir önceki dönemdeki gelişmeler, kültür araçları ve kültür faaliyetleri, uzun dönemli gelişme yönü, ilke ve tedbirler belirlenmiştir.

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda kültür ve çalışma hayatı başlıkları altında kültür politikaları belirlenmiştir.

Beşinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda ( 1985-1989) Eğitim, Milli Kültür, Bilim-Araştırma-Teknoloji ve Bilgi işleme başlıkları altında bilgi ve kültür politikalarına geniş ölçüde yer verilmiştir.

Altıncı Beş Yıllık Kalkınma Planındaki (1990-1994) kültür politikası V. Planla benzer politikaları içermektedir. Bilgi politikalarında ise Türk Toplumunun ihtiyaç duyduğu bilgilere sahip olabilmesi ve Bilgi Toplumu haline gelebilmesi için gerekli olan politikalar belirlenerek bilginin elektronik ortamda dağıtımını sağlayacak bilgi ve iletişim teknolojilerinin desteklenmesi hedeflenmiştir.

Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (1995-2000) kültür politikaları eğitim reformu altında verilmiştir. Bilgi politikaları ise Bilgi Sağlama ve Kullanma başlığı altında verilmiştir. Bu dönem yapısal değişim ve dünya ile uyum sağlanmak üzerine planlandığı için bilgi politikaları konusunda da ülkemizin dünya ile bütünleşmesini sağlayacak politikalara yer verilmiştir.

I., II.,III., IV., ve V.nci dönem Beş Yıllık Kalkınma Planlarında kültür hizmetleri ve faaliyetleri kapsamına giren alanlar:

  • Okumayı teşvik, yayınlar ve kütüphaneler
  • Mimari, eski eserler ve müzeler
  • Eski Türk Sanatları ve folklor,
  • Sahne sanatları ve müzik,
  • Sinema,
  • Basın, yayın, radyo ve televizyon

Hizmetlerine destek verecek tedbirlerin alınması yönünde hedefler belirlenerek kültürün yurt içinde ve yurt dışında tanıtılması konusunda gerekli politikalar belirlenmiştir.

V.ci planda ilk defa dünyadaki gelişmelere paralel olarak bilgi ve iletişim teknolojilerindeki gelişmelere yönelik politikalar belirlenmiştir.

VI. ve VII. Beş Yıllık Kalkınma Planlarında ise bilgi ve kültür politikalarında ağırlıklı olarak bilgi ve iletişim teknolojilerinden toplumun yeterince faydalanması, dünya ile bütünleşmemizi sağlayacak ulusal bilgi altyapısının oluşturulması yönündeki politikalara ağırlık verilmiştir.

Devlet Planlama Teşkilatı Beş Yıllık Kalkınma Planlarında kültür ve bilgi konusunda gerekli politikaları belirlemiştir. Bu politikalar çerçevesinde kültürel değer ve etkinliklere getirilen teşvik tedbirleri ve ayrılan kaynaklarla kültür konusunda yeterli olmasa da bazı gelişmeler sağlandığı bilinmektedir. Bilgi ve iletişim konusunda ise gelişmiş ülkelerle aramızda olan mesafe kapatılmaya çalışılmaktadır.

Kültürün Gelişmesinde Devletin Rolü

Medeniyet çeşitli kültürel değerlerin birleşiminden oluşan evrensel bir değerdir. Her millet medeniyete yaptığı bilimsel ve kültürel katkı oranında itibar görmekte ve önemsenmektedir.

Bu gün yaşanmakta olan hızlı değişim süreci devlete yeni bir sorumluluk yüklemektedir. Devlet, milletine içinde bulunduğu medeniyetin gerektirdiği asgari şartları sağlamak zorundadır. Devletin yapması gereken, kültürümüzün geliştirilip yayılması, toplumun refahının sağlanması, bilimsel bilgi üreten araştırmacı, yenilikçi, girişimci insanların yetiştirilmesi ve medeniyete katkı sağlanması için gerekli altyapının ve hizmetlerin sunulmasıdır.

Bu amaçla devlet tarafından;

  • Her türlü sanat faaliyetleri teşvik edilmeli ve geniş kitlelere yayılmalıdır.
  • Bilimsel araştırmalar başta olmak üzere bilgi üreten ve geliştiren faaliyetler teşvik edilip desteklenmelidir.
  • Kültürün ve bilginin yayılması yeni teknolojilerinden de faydalanarak kitlelere duyurulması sağlanmalıdır.
  • Kültürün yaygınlaştırılmasında önemli bir yer tutan kütüphaneler sadece kitap, süreli yayın gibi basılı eserleri sunan mekan olmalarının yanında, okuyucuya tüm dünyadaki bilgileri sunacak internet kütüphaneleri haline getirilmelidir.

* Hasan Çoban, Uzman, Devlet Planlama Teşkilatı, (Makale 17-04-1998’de hazırlanmıştır)

Karadeniz Teknik Dergisi · Eylül–Ekim 1996

Geleceğin Kentleri

Günümüz dünyasında siyasi, ekonomik ve sosyal konularda hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır. Gelişmiş ülkelerde başlayan bu değişim rüzgarı; iletişim ve bilgi teknolojilerindeki yeni gelişmelere bağlı olarak bilginin akıllara durgunluk verecek derecede artması sebebiyle bütün dünyaya yayılmaktadır.

Dünya kamuoyunda bir yandan “Yeni Dünya Düzeni” oluşturma yönündeki girişmelere tanık olurnurken diğer taraftan “Yeni Dünya Düzensizliği” ile karşı karşıya kalınacağı yönünde düşünceler yer almaktadır. Bu tartışmalardan ve gelişmelerden anlaşılmaktadır ki; “Gelecekteki toplumun yapısı şimdikinden tamamen farkıl olacaktır”. Brezenski’nin “Teknotronik Çağ”, Alvin Toffler’in “Üçüncü Dalga”, Peter F. Drucker’in “Sanayi Ötesi Toplum” dediği bir toplum yapısı doğmaktadır. Günümüz toplumuna “Bilgi Toplumu” demek için henüz zamanın erken olduğu söylenmesine rağmen, bu yeni toplum yapısı için Marc Uri Porat 1978’de, Yoneji Masuda 1980’de yayınladıkları eserde “Bilgi Toplumu” ve önümüzdeki çağın da “Bilgi Çağı” olacağı yönündeki görüşler oldukça yaygınlaşmıştır.

Gelecekte şimdikinden tamamen farkıl olacak olan toplum yapısında yerleşim yerlerinin oluşmasına sektörel işgücü dağılımının etkili olacağı açıktır. Tarım toplumundan bilgi toplumuna doğru uzanan bir gelişme içinde ekonomini sektörel yapısında köklü değişiklikler olmaktadır. Örneğin halen bilgi toplumu olmaya en yakın ülke olan ABD’de 1870’de çalışanların yarısına yakını Tarım sektöründe çalışırken 1990’da bu oran yüzde 2.4 olmuştur. Çalışan nüfus önce tarım sektöründen imalat sanayi sektörüne, oradan da hizmetler ve bilgi sektörüne doğru kaymıştır. Ekonomik anlamda bilgi sektöründe çalışanların oranının ulaşabileceği tepe nokta %50 civarında olacaktır. Bilgi sektöründe çalışanların verimliliği sanayi sektöründe çalışanlarınkinden daha hızlı büyüyeceği için bilgi sektöründe çalışanların oranının tepe noktasına ulaştıktan sonra yüyılın sonuna doğru yüzde 46’nın altına düşmesi beklenmektedir.

Bilgi toplumunda ideal kuruluş ve yerleşim yeri kavramları köklü değişime uğrayacaktır. Kuruluş yeri belirlenmesinde yeterli ve nitelikli bilgi ağına girebilme ve tüketiciye bağlantı kurulabilmesi öncelikli kriterler olacağı gibi; büyük şehirlerin gürültü, kirlilik gibi etkileri de önemli olumsuz kriterler olarak ön plana çıkacaktır. Yerleşim yerlerinin belirlenmesinde bilgi-ağı altyapısı önem kazanacaktır. Yenilikçi bilgi sektörünün yoğunlaştığı merkezler, nüfus v.s. gibi diğer faktörlere çok bağlı olmadan sürükleyici rol oynayabileceklerdir. Böylece kitle iletişim araçlarını ve bilgi merkezleri ön palanda olacaktır.

Bilgi toplumuna geçerken dünyadaki ekonomik, sosyal ve teknolojik değişikliklere bağlı olarak yerleşim yerleri ve şehirler yeniden yapılandırılmaktadırlar. Bilgi toplumuna geçilmek isteniyorsa, bugünkü gelişmiş ülkelerin durumuna ulaşmak için değil, çağ atlanarak onların ulaşmak istediği bilgi çağına ulaşmanın planları yapılmalıdır. Artık “Tarım Kentleri” ya da “Sanayi Siteleri” kurma planlarından vazgeçilerek bilgi toplumunun temel faaliyet merkezleri durumunda olacak olan “Bilgi Kentleri” kurulması yönünde gerekli politika değişikliği yapılmalıdır. Gelecekte insanların birbirleri ile bilgisayar ağı (Network) vasıtasıyla haberleşerek günlük işlerini yürütecekleri ve yenilikde, kalkınmada ve büyümede lokomatif vazifesi görecek merkezler olan “Bilgi Kentleri”, bilgi ve iletişim sistemleri ile birbirine bağlanarak insanlığın geleceğini şekillendireceklerdir.

Önümüzdeki yıllarda yerel yönetimlerin (şehir yönetimlerinin) genel politikada belirleyici rol oynayacaklır; Mayıs 1996’da İstanbul’da yapılan “Habitat II” toplantısında açıkça gözlenmiştir. Kurulacak bilgi transfer merkezleri (Nodal Cities) etrafında yoğunlaşan merkezlerin oluşturacağı “Bilgi Kentleri” gelecekte temel politika belirleyici yerler olacaktır.

Sanayi toplumunda gelişmenin özü buhar makinası olmuşken, bilgi toplumunda bilgisayar teknolojisi temsil edecektir. Sanayi toplumunda zamanla enerji kaynağı olarak elektrik yerini alırken, fabrikalar sanayinin temsilcisi olmuşlardır. Bilgi toplumunda ise fabrikaların yerlerini bilgisayar merkezleri alacaklardır. Bu yüzden bilgi toplumunda bilgi teknolojisinin rolü sanayi toplumundaki elektriğin rolünden farklı değildir. Ne var ki, bilginin işlenme kapasitesi ve kalitesi bilgisayarların kurulup işletilmesinin ötesinde işlemleri yapan insanların eğitim seviyesine bağlıdır. Genel anlamda eğitim sektörü, geleceğe yön verecek merkezler “Bilgi Kentleri”nin en önemli özelliklerinden biri olacaktır. Bu merkezlerde eğitimin yanında ulaşım, iletişim, sağlık ve insanların birlikteliğini sağlayacak kültürel altyapının sağlanmasıyla “Bilgi Kentleri” cazibe merkezi haline gelecektir.

Dünyada hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanırken Türkiye 70 yıldır devam eden gelişme ve değişim hareketi içindedir. Ancak sürdürülen kalkınma ve sanayileşme gayretlerine rağmen ülkemiz hala tarım toplumu olma özelliğini korumaktadır. Planlı dönemde sürdürülen politikalar sonucunda tarım sektöründe çalışanların oranı düşmüştür ama yeterli değildir. Bu yüzden tarım sektöründe çalışanların önce sanayi sektörüne oradakileri de hizmet ve bilgi sektörüne aktarmak gerekir. Bunun için şehirleşme hareketi, kontrol altında hızlandırılmalıdır.. Medenileşmenin yolunun şehirleşmeden geçtiği gözardı edilmemelidir.

Bilgi üretimi çoğunlukla araştırma merkezlerinde yapılacağından müfusun bu merkezlerde toplanması doğaldır. Bu amaçla ülkemizi bilgi toplumuna hazırlamak üzere, “Bilgi Kentleri”nin araştırma kentleri olacak şekilde optimal büyüklükte yerleşim yerleri olması için fiber-optik iletişim hatları başta olmak üzere gerekli altyapılar hazırlanarak kurulması teşvik edilmelidir.

Tarihe bakıldığında, hangi çağda olursa olsun zamanının değişimlerine ayak uyduramayan topluluklar, milletler ve devletler yok olup gitmişlerdir. Bulunduğu çağa ayak uyduranlar vasat olarak hayatlarını sürdürürken, yeni değişimleri yakalayan ve önderlik eden milletler ve devletler her zaman zirvede olmuşlardır.

Bilgi toplumu olabilmek için gerekli hazırlıkların yapılabildiği, dünyadaki değişim ve dönüşüm rüzgarına uyum sağlanabildiği ölçüde uygun dünyada yer alabileceğimiz gözardı edilmemelidir. Geri kalmışlıktan, verimsizlikten ve istikrarsızlıktan kurtulmak için kişisel olarak, kuruluş olarak ve toplum olarak hedeflerimizi belirlemeliyiz. Kişisel olarak hedefimiz bilgili, verimli, girişimci ve yenilikçi olmak; toplum olarak hedefimiz ise bilgi toplumu içinde yer almak olmalıdır. Montaigne’nin dediği gibi “Gideceği Limanı Bilmeyene Hiçbir Rüzgardan Fayda Gelmez”. Hedefimizi bilip geleceğimizi planlarsak, dünyadaki değişim rüzgarından gereğince faydalanabileceğimiz gibi gerçekleşmesi için çalıştığımız hedefe mutlaka ulaşırız.

Ana Sayfa